Hedef, Neden Türkiye?

 

Bu sayımızda yaklaşan Kuzey Irak operasyonu’nun ve ardından geleceği
söylenen saldırıların ne anlam ifade ettiğini / edeceğini tartışıyoruz.
Vardığımız sonuç şu: ABD’nin Soğuk Savaş’ın sona erdiği
1989 yılından itibaren geliştirdiği yeni stratejilerin ve gerçekleştirdiği
askerî operasyonların odaklandığı coğrafya Balkanlar, Kafkaslar
ve Ortadoğu’dur: Yani Osmanh coğrafyasıdır.
Operasyonlar ve “Osmanh Misyonu”
Yazarlarımızın farklı argümanlarla ve farklı düzlemlerde üzerinde ittifak
ettikleri ortak nokta ise şu: ABD’nin de, Avrupa Birliği’nin de,
İsrail’in de temel hedefi, İslâm*tn yeniden tarih sahnesine çıkmasını
mümkün kılacak tüm gelişmeleri Engellemektir.
AB, Türkiye’yi, bölgede Batı yörüngesinde yeni bir yörünge oluşturacağına
kesin olarak hükmettiği an “içine” almakta bir an bile tereddüt
etmeyecektir.
ABD’nin ise Türkiye’nin AB üyeliğini desteklemesinin de iki temel
nedeni var: Birincisi, Türkiye aracılığıyla AB'yi kontrol etmek;
İkincisi ise Türkiye’nin Batı yörüngesinin dışında başka bir yörünge
oluşturmaya kalkışmasını önlemektir.
1989 yılından itibaren ABD’nin Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu’ya
yani Osmanh coğrafyasına her bakımdan yerleşmesinin temel
nedeni İslâm coğrafyasının siyâsî, stratejik ve kültürel haritasının
merkezinde yer alan Türkiye’yi kuşatma akma alarak Türkiye’nin
“Osmanh misyonu" ile hareket etmesini ve dolayısıyla bölgede
uzun vadede îslâm ekseninde bir yörünge oluşturmasını imkânsız
hale getirmektir. Artık bu gerçek, sivil ve askerî elitlerimiz tarafından
da anlaşıldığı ve son 10 küsur yıldan bu yana Osmanh coğrafyasında
gerçekleştirilen operasyonların Türkiye’nin mîsâk-ı millî sınırlarını
bile korumasını tehlikeye soktuğu farkedildiği içindir ki,
Türkiye İran'la ve Suriye ile modem tarihinde ilk kez köprüleri
kurma karan aldı.
Bu sayımızda ayrıca dünyamızın yakın geleceğinin belirlenmesinde
kilit rol oynayacağı anlaşılan ABD’nin Bush Doktrini olarak adlandırılan
Yeni Ulusal Çüvenlik Stratejisfni Umran-EK'te tam
metin olarak yayımlıyoruz.
Kapak dosyamızda yer alan yazılarımızı yararlanarak okuyacağmızı
tahmin ediyoruz.
Ramazan: İnsan'İnşâsı İklimi
Umran’m bu sayısında ikinci bir dosyamız daha var: Ramazan. Ramazan’ı
bir insan-inşâsı, kollektif ve kozmik bir eylem ve iletişkn
imkânı sunan özgün bir mevsim olarak çeşitli açılardan inceliyoruz.
Engin Noyan ve Abdullah Yıldız ile yaptığımız açıkoturumu zevkle
okuyacağınızı şimdiden söylemek isteriz.
Mustafa Akkad ve Kemal Ersözlü Röportajı
Arkadaşımız Sefer Turan'ın ünlü yönetmen Mustafa Akkad'la
yaptığı söyleşiyi merak ve beğeniyle okuyacağınızdan eminiz.
Ayrıca, önceki sayımızda Kemal Ersözlü ile yaptığımız röportajın 2.
bölümünü gelecek sayımızda yayımlayacağımızı hatırlatıyoruz.
Daha dolu, daha heyecanlı ve yepyeni Umran’larda buluşmak
dileğiyle Ramazan’mızı tebrik ediyor, İslâm âlemine ve tüm insanlığa
hayırlar, huzur ve barış getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyoruz.

 

EDİTÖR                                                    Kasım 2002, Sayı:99, Sayfa:1

Bu sayımızda yaklaşan Kuzey Irak operasyonu’nun ve ardından geleceği söylenen saldırıların ne anlam ifade ettiğini/edeceğini tartışıyoruz. Vardığımız sonuç şu: ABD’nin Soğuk Savaş’ın sona erdiği 1989 yılından itibaren geliştirdiği yeni stratejilerin ve gerçekleştirdiği askerî operasyonların odaklandığı coğrafya Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu’dur: Yani Osmanlı coğrafyasıdır. Operasyonlar ve “Osmanlı Misyonu” Yazarlarımızın farklı argümanlarla ve farklı düzlemlerde üzerinde ittifak ettikleri ortak nokta ise şu: ABD’nin de, Avrupa Birliği’nin de, İsrail’in de temel hedefi, İslâm'ın yeniden tarih sahnesine çıkmasını mümkün kılacak tüm gelişmeleri engellemektir. AB, Türkiye’yi, bölgede Batı yörüngesinde yeni bir yörünge oluşturacağına kesin olarak hükmettiği an “içine” almakta bir an bile tereddüt etmeyecektir. ABD’nin ise Türkiye’nin AB üyeliğini desteklemesinin de iki temel nedeni var: Birincisi, Türkiye aracılığıyla AB'yi kontrol etmek; İkincisi ise Türkiye’nin Batı yörüngesinin dışında başka bir yörünge oluşturmaya kalkışmasını önlemektir. 1989 yılından itibaren ABD’nin Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu’ya yani Osmanlı coğrafyasına her bakımdan yerleşmesinin temel nedeni İslâm coğrafyasının siyâsî, stratejik ve kültürel haritasının merkezinde yer alan Türkiye’yi kuşatma akma alarak Türkiye’nin “Osmanlı misyonu" ile hareket etmesini ve dolayısıyla bölgede uzun vadede îslâm ekseninde bir yörünge oluşturmasını imkânsız hale getirmektir. Artık bu gerçek, sivil ve askerî elitlerimiz tarafındanda anlaşıldığı ve son 10 küsur yıldan bu yana Osmanlı coğrafyasında gerçekleştirilen operasyonların Türkiye’nin mîsâk-ı millî sınırlarını bile korumasını tehlikeye soktuğu farkedildiği içindir ki, Türkiye İran'la ve Suriye ile modem tarihinde ilk kez köprüleri kurma karan aldı. Bu sayımızda ayrıca dünyamızın yakın geleceğinin belirlenmesinde kilit rol oynayacağı anlaşılan ABD’nin Bush Doktrini olarak adlandırılan Yeni Ulusal Güvenlik Stratejisini Umran-EK'te tam metin olarak yayımlıyoruz. Kapak dosyamızda yer alan yazılarımızı yararlanarak okuyacağmızı tahmin ediyoruz.

Ramazan: İnsan İnşâsı İklimi

Umran’ın bu sayısında ikinci bir dosyamız daha var: Ramazan. Ramazan’ı bir insan-inşâsı, kollektif ve kozmik bir eylem ve iletişim imkânı sunan özgün bir mevsim olarak çeşitli açılardan inceliyoruz. Engin Noyan ve Abdullah Yıldız ile yaptığımız açıkoturumu zevkle okuyacağınızı şimdiden söylemek isteriz.

Mustafa Akkad ve Kemal Ersözlü Röportajı

Arkadaşımız Sefer Turan'ın ünlü yönetmen Mustafa Akkad'la yaptığı söyleşiyi merak ve beğeniyle okuyacağınızdan eminiz. Ayrıca, önceki sayımızda Kemal Ersözlü ile yaptığımız röportajın 2. bölümünü gelecek sayımızda yayımlayacağımızı hatırlatıyoruz. Daha dolu, daha heyecanlı ve yepyeni Umran’larda buluşmak dileğiyle Ramazan’ınızı tebrik ediyor, İslâm âlemine ve tüm insanlığa hayırlar, huzur ve barış getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyoruz.

 


  • Sayı: 302
  • Sayı: 301
  • Sayı: 300
  • Sayı: 299
  • Sayı: 298
  • Sayı: 297
  • Sayı: 296
  • Sayı: 295
  • Sayı: 294
  • Sayı: 293
  • Sayı: 292
  • Sayı: 291